Gece,
Bugün bir başka sessiz sanki...
Yüreğime çarpan sesler mi çok yalnız?
Yoksa ben miyim her nefeste bu denli yalnızlığı soluyan!
Duyulması zor bir yokluğun ayak sesleri içimde…
Senin bu yalnızlık.
Senin bu yokluk.
Benim varlığına dair hiçbirşeyim yok ki,
Bir kuru sessizlikten başka…
‘’Hiç’’ olanlar bile sende tutuklu.
Oysa, kendime ait bir yalnızlığım bile yok!
Tüm yokluklar sana dair…
Varlığını ‘’ses’’ sayma, hiç olmadı ki konuşsun!
Anla yada anlama…
Unuttuğun bir çerçeve de silindi hayallerim!
Bir çizgi çektim gerçeklerin üzerine…
Karaladım kendimi, duygularım konuştu!
Sustu korkularım, seni ‘’hayat’’ bildi tüm çığlıklarım.
Oysa ki, ben duymak istememişim!
Onlar hiç susmamış…
Gece,
Bugün bir başka hüzne dayalı sanki…
Sensizlik koyu bir sessizlik bıraktı avuçlarıma.
Düz gittim, yoruldum…
Eğri gittim, yoruldun.
Bulamadım ben senin yolunu!
Savruldum sessizliğimin haklı/haksız savaşının içinde…
Ve gece, çok fazla ağladı bugün…
Biraz da ağlattı!
Korkma/düşünme…
Sana sığındım ama
Sen yine bilmedin!
'’Ah yüreğim’’ sus…
Bu gece de ölmedi ruhum…
Life Is Like A Rose
Before It Lives
A Seed Planted In The Womb Of The Earth, Unnourished
Meaningless, Unliving
Awating The LifeBlood Of The Earth That Surrounds It
Life Is Like A Rose
Then Growth Begins
A Seedling, Sprouting Forth In An UnKnown World
Living, Developing, A Challenge
Growing Within The Earth And Feeding Off It's Mother
Life Is Like A Rose
The Birth Of A Flower
Leaving The Security Of It's Mother
Maturing, Learning, Growing
Exploring It's New World With The Innocence Of A Child
Life Is Like A Rose
The Flower Blooms Giving To The World The Beauty Of Itself
Sharing, Giving, Adulthood
Spreading It's Blossoms For The World To See And Enjoy
Life Is Like A Rose
The Flower Withers
Feeling The Chill Of Fall And Nearing Death
Aging, Remembering, Contentment
Life Is Like A Rose
The Flower Dies
An End To A Full Life In A, Frosty Night
Cold, Lifeless, An Ending
The Flower Returns To The Earth, From Where It Came
Life Is Like A Rose
Author Unknown
|
|
|
AYRILIĞIN İLANI
Gidiyor musun diye sorma bana. Gönderen sensin. Ne terk etmeyi istedim seni, Ne de daha yaşamadığımız bu aşkı toprağa gömmeyi. Senin kadar öfkeliyim ben de. Senin kadar endişeli...
 Bir dokunuşunla bin kenti yıkacak güç verirdin bana Ama inandıramadım seni. Sen, sorgularken beni kafanda Ben, gözlerinin içine bakıyordum kuşkuyla. Bir tek sözün bağlardı beni sana, Oysa sen hep susmanın koynunda.
Aşkın içine bir kez girdi mi kuşku, Teslim alır bedenleri de. Sütten çıkmış ak kaşık değildim Ama yalanı sokmadım iki kişilik dünyamıza. O dünya ki bazen minicik bir odada Bazen kentin ortasında şekillendi. Nasıl da güzeldi... Zaten varsın diye her şey güzeldi ama Sen buna inanmadın. Ah bu sorular...
 Yaşamak varken sevdayı delice, Niye boğarız sorularla? Nasıl ikna edebilirdim seni? Ben, aşk dedikçe sen, dur dedin. Ben, seninleyim dedikçe Sen, hayır dedin. Zaten az konuşan sen Olumsuz ne kadar sözcük varsa Bulup çıkardın ortaya. Bense hiç bir şey diyemedim.
Ne kadar zarar vermişim sana meğer. Nasıl değiştirmişim seni. Oysa hiç böyle düşünmemiştim. Kimseye zarar vermek istemem ben. Kimseyi olduğundan farklı bir hale getirmek istemem. Ama öyle oldu işte. Demek ki; gitmelerin zamanı şimdi.

Çocukluğuna sığınır atlatırsın bu acıyı. Ne sevişmelerimiz kalır aklında, ne sevda sözlerimiz. Rahat değilim diyordun ya, rahat ol artık. Gülüşlerini saklaman için bir neden kalmadı. Tedirginliğinin sebebi de kalktı ortadan.
Biliyor musun bir tanem! Gidişim yürekten değil, zorunluluktan. Sanma ki, bu toy sevdayı başka kimliklere taşırım. Sanma ki, benden sakladığın gülüşleri yalancı yüzlerde ararım. Seni de götürürüm yüreğimde. Her zaman yokluğunu taşırım.

Bulup, bulup kaybettim seni bebeğim. Ne yazık ki, tozduman edemedim kuşkularını. Ne yazık ki, kalamadın bana. Öpücüğümün kokusu kalacak kapının eşiğinde. Kokladıkça; bizi bir yanlışa mahkum ettiğini anlayacaksın.
SUZAN
tanto è acerba!... allora:la bellezza c'è,e questo è innegabile |
| | |

Rose Of Life
|
|
by Ellie LeJeune
|
|
I am unfolding gently beneath your loving touch Becoming I let wholeness breath my petals free Awareness Sweet fragrant Spirit touching senses into life Wisdom Giving beauty back to the universe Knowing Each petal, sweet miracle of life Oneness We are hues of color, yet one in Spirits blossom
|
|
|
Dar sokaklardaki cumbalı evler vardırya işte onların balkonlarındaki
GÜLÜMSÜN her sabah önce sana
günaydın der önce seni sularım. narince parmak uçlarımla seni okşar usul bir name mırıldanırım. aşk dolu bakar halini hatrını sorarım. çok güzelsin,narinim,
nazlı GÜLÜM gelen geçer sana bakar, güneşin gülen
yüzü baktıkça
sana daha bi
alımlı olursun, renklerin öyle güzelki
ne gökkuşağında var nede bir tabloda. seni seviyorum
güzel GÜLÜM... yüreğimin can damarı,
sakın solma,
sakın ağlama... ben her sabah
o güzel başını okşar
sana aşkımı anlatırım. sakın bükme
o güzel boynunu, seni bir ömür sevicem
GÜLÜM... 
SUZİ | |